Cuma
Cuma vakti müslümanlar camide toplanıyorlar. Çok geyiği yapılıyor bunun hatta. Yok “seni Cuma’da göremedim Abdurrahman?” yok “seni kilisede göremedim John?”.
Başka zaman birbirinden kaçan insanlar, Cuma vakti iç güdüsel şekilde birbirlerine koşuyorlar. Yollarda secde etmeye razılar. Yağmura, çimene baş koymaya razılar.
Bu birleştiricilik her zaman zihin çeperlerimi sarsmıştır benim. Caminin kapısından giren her insanın artık sıradan bir kul olması ne muazzam bir “hizaya getirme”dir. Hiç bir sistemin, hiç bir otoritenin hizaya getiremediği enaniyet abidesi kulları caminin kapısından hizaya gelmiş olarak içeri alan Rabb’e hamd olsun.
Ben büyüğüm senden diyemezsin. Ben üst gelir grubunun insanıyım diyemezsin. Benim dışarıda park etmiş Audi A8′im var diyemezsin. Benim Beylerbeyi sırtlarında sarayım var diyemezsin. Benim sevabımı üç deve zor taşır diyemezsin. Ben günahsız ak bir güvercinim, Ecevit’im diyemezsin. Ben valiyim, ben Süleyman Demirel’im hiç diyemezsin.
Payına düşen susmaktır. Kul gibi davranmak, kul gibi yalvarmak, kul gibi Sultan’a râm olmaktır.
Camiler, kalbimizin idrakimize dik uzaklığının en aza indiği yerlerdir.
Her hafta görüşüyorlar.
Mübarek olsun diyorlar.
Sıradan bir kul olmaya gidiyorlar.
Gidiyorum. Namazda arka saf hizasına.
Şubat 3, 2006 10:51 am
gercekten cok etkilendim bunların hepsi bilinen şayler ama yine de cok etkileyici TEBRİKLER