“Eşikte duran insan”
Sıkıntıdan bir şeyler buldum kendime düşünecek. (Evet, blogcular mütemadiyen sıkılan, elleri ceplerinden çıkmayan, bunalımlı bir zümredir.)
Arabaların içine artık kablosuz teknoloji girsin, Wi-Fi mıdır, Hav-Hav mıdır; gubidik bir isim bulunsun. Bu teknolojiyi haiz arabalar yol üzerinde birbirlerini farkedebilsinler. Bilgi paneli olsun ön kısımda. Araba yarışı oyunlarında olduğu gibi üstten bir kroki çıksın, arkamızdaki, sağımızdaki arabaları ikonlar şeklinde tepeden görebilelim. Hatalı sollama sonucu oluşacak kazaların da önüne geçilebilir belki. Panelde arabaların modelleri de sağlansın. “Şahin” olan arabasına sistemi kırdırıp “Mercedes” yazdıranlar tutuklansın. Simgeler özelleştirilebilsin. MSN’deki gibi at, köpek, kedi ön tanımlı dursun. İsteyenler Ferhat Güzel, isteyenler İzzet Altınmeşe koysun. Herkes kişisel mesaj yazabilsin. (Ama belli olmaz bizim milletimiz yolda birbirine küfreder. Bu özelliği ileride kullanalım.) Arabada o anda çalan şarkı ikonların yanında belirsin. Mp3 çalıyorsa ID3 etiketinden, radyo çalıyorsa RDS yayınından alınsın bu bilgi. Arabadan arabaya anında şarkı göndermek, dinletmek gibi geyik fasulyeler olsun. Kişisel mesaj alanına “canısı” veya “abim sağolsun” yazanlar da Tekfur Sarayı’nın önünde ibret-i Istanbul için dövülsün.
Birbiriyle irtibatı olmayan ve yollar-köprüler boyunca yan yana, arka arkaya giden bu yabani araçlar konvoyu beni rahatsız ediyor artık. Ehlileşin biraz.
Allah bizi israftan uzak tutsun, helâlinden kazandırsın, helâlinden harcatsın. Sonsuz ilmiyle, bize, hayırlı olanı ilhâm etsin.
(Bu araba meselesinde ciddi olmasam bile araba üreticilerinin beni ciddiye almalarında bir mahsur yoktur. Telif felan istemiyorum. Yolum Livaül Hamd’e…)