mecmua.


Defterimiz sağdan verilir inşallah

Yazı kategorisi: Blog Teorileri, Örütbağ yazan: mecmua tarih: Şubat 20, 2006

Artık öyle bir hale geldi ki bu siber düzlem; yaşadığımız dünyanın imitasyonu, adeta aynısı. Sokağımız, evimiz, mahallemiz, alış veriş merkezleri, bakkallar, eğlence mekanları, parklar, bahçeler, koloniler, öglenalar, terliksi hayvanlar, serseriler, sapıklar, katiller, kan içiciler, teröristler, ermişler, dervişler, müridler, savaşlar, ağrılar, sızılar…

Hepsine şahidiz. Hepsiyle beraber yaşıyoruz. (Daha dün bir dost söyledi bunu.)

Temamız bu dünyalaşan da kroluk: “İnternet Kroluğu”.
Alt başlığımız “Sağ menü yasakçılığı”.

Efendim hepimiz kah elimiz cebimizde, kah yalpalaya yalpalaya şu internet denen kültür ortamında dolanmaktayız. Bize (yani insanoğluna) hitap eden iki büyük unsur var: birisi internet siteleri, diğeri e-mail adresleri. Nihayetinde ikisinden de muzdaribiz.

E-mail adreslerimiz hiç tanımadığımız Pınar, Yasemin gibi kişilerin mesajlarıyla yahut “Re: merhaba” gibi aslında hiç yazmadığımız mesajlara cevaplarıyla çakılmış durumda. Her gün kredi kartı bilgilerimizi bir sayfaya giderek doğrulatmamız gerekiyor. Buna ihtiyacımız var. Her gün 50 tane “fw: ” ile başlayan maili okuyup adres listemizdeki adreslere (oltamızdaki “no-reply@…” olanlara dahi) göndermemiz gerekiyor. Üye olduğumuz gruplardan gelen sevgi fıskiyesi “.ppt”lere bakıp “ay ne güzeeeel” dememiz; bilmem ne markasının üretimi hakkındaki gerçekleri okuyup “yuh be bu kadar da olmaz… neler yedirmişler bize bugüne kadar” diye söylenmemiz gerekiyor. Kandil günü geldiğinde, uygun bir portalden en orijinal kandil mesajını (mesela selamun aleykum yaz cebine aleykum selam gelsin ehehe) bulup telefon arkadaşlarımızı kopartmamız; sevdiğimizin telefonuna ikimizin ismini ve bir kalbi ihtiva eden arka plan grafiğini pervasızca göndermemiz gerekiyor.

Biz böyle dolu dolu yaşarken interneti; bir de bakıyoruz ki internet içerik sağlayıcıları kroluklar yapıyorlar. Şaşırıyoruz, hafakanlar basıyor, dervişler geliyor…

Serim tamam. Şimdi düğüme geçiyoruz:

Bir lokantaya gidiyorsunuz, yemekler var. Ama adam adını söylemiyor yemeklerin. Şundan olsun diyorsunuz parmağınızla göstereceksiniz, elinize vuruyor. Manyak mısın be adam!

Bir internet sitesine gidiyorsunuz adam sağ menüye yasak koymuş. Çünkü lokantadaki elimize vuran, yemeklerin adını söylemeyen adamı çağırıp internet sitesi yaptırmışlar.

Banu Alkan’ın yapacağı sitede bile bu türden bir yasakçılığın olacağını zannetmiyorum.

Ama öyle işte.

Şimdi başlığa dönüyor ve internetimizin sağ menüyü yasaklayan ve utanç abidesi olarak tarihe geçen büyük sitelerini örnekliyorum:

http://www.ideefixe.com

Eskiden beri varsınız. Sahibiniz gazetelerde spekülatif yazılar yazıyor, meşhur oluyor. İnternet markası oldunuz, “başarı hikayesi” geyiklerinin baş malzemesisiniz. E yani, hala mı sağ menü yasakçılığı. Script programlamayı yeni öğrenen genç lise talebeleri bile aşmışken bu sendromu, sizin ağrınızın sebebi nedir? Sunduğunuz içeriğin çok mu benzersiz olduğunu düşünüyorsunuz? “Kitapların arka yazılarını biz klavye ile langır lungur girdik insanlar kopyalamasın ay aman” havaları size yakışıyor mu? Eğer azıcık bu işten anlıyorsanız, sizin emeğinizi tehdit edecek asıl girişimin bir insan (bir Ahmet, bir Bekir, bir Durmuş Ali) değil bir makine (bir robot) eliyle olacağını bilirsiniz. Buna direnmenin yolu da sağ menüyü yasaklamak değil, robotların içeriğinizi ayrıştıracak, yorumlayacak zekasına yine bir zeka ışıltısı ile karşılık vermektir. Sağ menü benimdir, sağ menü teyzemin menüsüdür. Vatandaşın menüsüdür. İnterneti gezme deneyimimizi çalamazsınız. Bizim internet alışkanlıklarımızı ezemezsiniz. Bu ucube klavye üreticilerinin yaptığıyla aynı şey. Sorun bakayım bunu programlayan web programcınıza; virgülü shift’in yanında olan klavye ile kaç satır kod yazabiliyor? Ama aynı programcı gelip sağ menüyü yasaklayan script’i gönlü sızlamadan koyabiliyor. Ey internet dehası sevgili Akşam gazetesi yazarı! Madem MSN’in tüm konuşanların loglarını, IP adreslerini tuttuğunu iddia edecek kadar ortamlara hakimsin; Ahmet Amca’nın, Bekir Dayı’nın sağ menü ile içeriğini hortumlayıp gizli örgütlere servis edecek kadar tehlikeli insanlar olmadığını bilmen gerekirdi. Amazon’dan aşırdığınız tasarımınızla azıcık özgün bir tarz bulup bugünlere geldiniz. Takdir ediyorum, başarınızı görmezden gelmiyorum. Hani taklid ile başlayıp aslınızı bulmanız övgüye değer. Ama aslınızın “sağ menü yasakçılığı” gibi bir internet kroluğuna meyillenmesi size yağdıracağım tüm övgüleri hedefe varmadan öldürmektedir. Evet, “itiraf” ediyorum: şu yaptığınız, bunca senelik internet kurumsallığına yakışmayacak düzeyde basbayağı bir internet kroluğudur ve affedilecek hiç bir tarafı yoktur. Cahiliz, internete yabancıyız, geçerken uğradık filan da diyemezsiniz. Benden bu kadar a-b-i.

http://www.kitapyurdu.com

Yukarıdaki söylediklerim sizin için de geçerlidir sayın muhafazakar beş senelik kitap satıcısı. Ama yukarıdaki arkadaşlar gibi cozutmayıp sadece kitap ve dergi satmakta ısrar edişinizi övmeden geçemeyeceğim. İnternet sahafı olarak kalmanız dileğiyle. Eğer gün gelir ütü satmanız gerekirse, ne bileyim kaynananız zorlarsa hani, o zaman hiç çekinmeyin “ütüyurdu.com” açın. Söz veriyorum ütümü oradan alacağım.

http://www.milliyet.com.tr

Hmm… Milliyet. Gazeteydi değil mi bu. Sanki meşaleli bir amblemi vardı. Bir ara Korkmaz Yiğit denen sanal kahramana satılıp geri alınmıştı. Başka ne vardı? Hıı, Aydın Bey’in küçük kızının gazetesi sanırım. Mehmet Y. Yılmaz Bey’i şutlayışları da çok konuşuldu. Ay ay bir dünya mesele. Neyse biz site ile ilgiliyiz. Gürültücü manşet dediğimiz olayın haberturk.com.tr’den sonraki en kurumsal temsilcisi belki milliyet.com.tr’dir. Artık ikiye çıkarmışlar zaten gürültü kolonu sayısını. Yarısında Sting çalarken diğerinde DT (Devlet Tiyatları len, Dream Theater değil asla eheh) oratoryası (bu kelimeyi de kullanayım dedim bir kez cümle içinde) çalıyor. Şimdi bu sevgili milliyet.com.tr programcılarımızın sonradan nevri döndü. “Son Haber” olarak adlandırdıkları konsept dahilinde yeni ve küçük pencerede açılan haberler için “sağ menü sendromu”na tutuldular. Umarım bu sendrom Aydın Bey’in muhterem kerimelerinde de baş göstermemiştir. Yani yukardan gelen bir talimatname ile “sağ menü tiz bloklana!” denmemiştir, inşallah. Bill Gates Amca ile baba-kız muhabbeti çevirip arama motoru kuracak bir hanımefendiye bunu hiç yakıştıramam doğrusu. Ha hepsiburada.com’un altındaki gazete logoları da çok kro olmuş. Hatırlatayım dedim. Nazar boncuğu bile var. Çerçici dükkanına çevirdiniz ablacım interneti. Ağlasam sesimi duyar mısın blogumda.

İnternet her ne kadar özgür bir ortam olsa bile bu özgürlüğün tesis edilebilmesi için dikkate alınması gereken asgari müşterekler vardır. Bunlar ihlal edildikçe anarşi doğar. Sağ menüyü yasaklarsan insanlar bacadan girer, browser’in inceliklerini öğrenmeye çalışır. Bunu öğrenirken başka zayıf noktanı öğrenir sabahleyin tan yeri ağarırken siteni hack’ler. Bundan dolayı efendi olmak lazımdır. İnternet’i efendi efendi tüketmek lazımdır. Her şeyin bir adabı vardır. Mesela su oturarak içilir, bir şey yenecekse sağ elle yenir, eve sağ ayakla girilir, sağ elle merhabalaşılır, sağ elle tokat atılır, iyiliklerimizi sağ yanımızdaki meleğimiz kaydeder, defterimiz sağ yanımızdan verilirse kurtulmuşuzdur inşallah.

Ama sen gel, umarsızca, pervasızca tüm geleneksel değerlere baş kaldır, isyan et; sağ menüsünü elinden al vatandaşın. Bu insan hakları ihlalidir. Bu jakobenizmdir. Bu “internet ihtilali”ne giden yolu açmaktır.

Çözüm:

Lokantayı belediyeye şikayet etmek.
Bu sitelerin sahiplerine de sağ gözü bantlanmış bir afrika faresi * göndermek.
Paketteki notumuz: “Bu farenin sağ gözünü kullanması engellenmiştir. Lütfen elleşmeyiniz, ayarlarıyla oynamayınız. Niye diye sormayınız. Zira sebebi, sebebini bilmiyor olmanızdır.”


* Böyle bir farenin varlığından emin değilim.

3 Yanıt 'Defterimiz sağdan verilir inşallah'

Yorumlara abone ol: RSS veya Geri İzleme 'Defterimiz sağdan verilir inşallah'.

  1. ali usta demiş,

    Şubat 20, 2006 8:34 pm

    Söyleyecek söz bulamıyorum. Ellerinize sağlık, çok beğendim, çook.

    (Bu amcaların sağ tuş yasağından ben de çok muzdarip oldum ama söylediğiniz gibi çözümsüz hiçbir şey yok :)

  2. spartakus demiş,

    Şubat 21, 2006 3:35 am

    en basta sag menu nedir anlamadim, sonra nihayet sag tus oldugunu fark ettim. iceriklerini korumaya calisiyorlar kendilerince tabii :)

  3. ali usta demiş,

    Şubat 21, 2006 9:33 pm

    ideefix’te yok artık. yazıdan mı etkilendiler, n’aptılar dersiniz :)

Yorum Yapın