mecmua.


Bir susam tanesi ol, kon dilimin ucuna

Yazı kategorisi: Dantel, Potansiyel Enerji yazan: mecmua tarih: Mart 30, 2006

Merhabalar Mec, biz Kozyatağı Blog Denetim Amirliği’nden geliyoruz. Vaktin varsa bir kaç sualimiz olacak şu hayatın tuhaflığı, vapurlar, başlıkla uyumsuz metinlerin filan üzerine.

Olur efendim olur, ben de böyle bir şey bekliyordum. Nicedir blogluyorum (bloglamak?) şurada, bir Allah’ın kulu benimle mülakat yapmadı diye içime dert biriktirmiştim. Dert böyle, bonus gibi. Harcadıkça kazanıyorsun. Dert Plus var, Dert Premium var. Var oğlu var.

Kardeşim, önce hart diye sormak istiyorum. Nedir bu gayriciddilik? Bir tane ciddi, efendi kelâm edemiyorsun. İnsanlığa en ufak bir katkın yok. Yazıların giriş-gelişme-sonuç şablonuna uymuyor. Mütemadiyen “error veriyor”, “sistemler çalışmıyor”. Blogsferde boşuna yer işgal ediyorsun. Kafandan kaari, Şofer diye bir şeyler uydurmuşsun, kendi kendine konuşmak gibi bir şey lan bu! Bu gidişle blogu delil gösterip 46 raporu alıp askerlikten yırtacaksın değil mi? Nedir olayın hele bi anlat.

Hocam bir olayım yoktur benim. Evveliyatında ben masumdum. Her şey bir ağaçtan azad olan bir solgun yaprağın kaldırım ortasına düşmesiyle başladı. Sonra bir önlüklü çocuğun eline geçtim. Beni defterinin arasına koydu. Göz yaşlarını gördüm, hafakanlarını yaşadım, dervişler geldi, baharı bekledim. Yunus bir balığın karnında, ben bir kenarları kırışık defter arasında müsait bir yerde inmeyi bekledik.

İndiğim yerde ne bir kuş vardı, ne de sen. İşte senin olmadığın yere diyar demem dedim ben ve atladım bir “Kadıköy E-5′ten Maltepe İçi” minibüsüne. Az önce yoktun ama şimdi var oldun. Ayaktaydın, sana yer verdim. Elinde bir pastane simidi, yeni mi kalkmıştın? Bir yere mi yetişiyordun? Oturdun, teşekkür ettin. Ben camdan taksicinin elindeki sigaraya baktım, sonuna gelmişti. Ulan elini yakacak dedim. Attı. Yere attı. Çünkü yer çekimi vardı, gravity vardı, Newton vardı. Formüller geçti kafamdan.

Bir defter arasında gecelediğim vakitleri özledim. Senin simidinden bir susam tanesi düştü yere. Almak için eğildim. Bunu düşürmüşsünüz. Nimet, kısmet, nasip, hayal, ülke, vapur. Ah, sağolun. Sonra indim.

Simitten, susamdan, defterden uzaklaşmak için üst geçitlerde durdum. Turkuaz rengi boyalarına sürüldüm. Paslarından pas kattım rengime. Dilencilerin yanında durdum. Dua ettim kendime. Küçük kızdan bir mendil aldım, açtım, hüznümü sardım İstanbul’a savurdum.

İndim sonra bir havuz başına. Üstsüz çocuklar gördüm suya giren. Olm üşürsünüz diyemedim. Olm akşama anneniz kızar diyemedim. Bir taksi çevirdim ve.

Beni ona götürün dedim. Ben karşının taksisiyim, ben zaten ondan geliyorum dedi. Bana karşı gelme dedim, şu giden ağacı takip et.

Ağaç bir tepede durdu. Boğazı gören bir noktaya bağdaş kurdu. Ben taksiyi durdurdum. Üç palamut çıkarttım cebimden. Abi eki eki demesine fırsat vermedim. Üstü kalsın.

İşte bu, o ağacın altıydı anladım. Ben ağacın üzerine çakıyla Google yazmaya çalışırken sen belirdin yine. Az önce yoktun, birden var oldun.

Hüzün sarılı bir mendil uzattın. Bunu düşürmüşsünüz.
Ben bir susam tanesi gibi yere düştüm. Bir daha kalkamadım.

Mec, böyle giderse blogunu mühürleyeceğiz ona göre. Aklını başına devşir. Goran Bregoviç de dinleme artık, geçti onun devri.

Hadi biz acıktık. Ne var hazırda? Gözleme mi?

5 Yanıt 'Bir susam tanesi ol, kon dilimin ucuna'

Yorumlara abone ol: RSS veya Geri İzleme 'Bir susam tanesi ol, kon dilimin ucuna'.

  1. Selim Yörük demiş,

    Mart 30, 2006 10:39 pm

    Neşeli yazılarınızı yalnızca siz okumuyorsunuz yazarken. Biz (en azından ben) de okuyoruz sizden birazcık daha geç de olsa. Keşke birlikte, aynı anda okusak yazarken (sohbet etsek). Kendi kendini eğlendirebilen bir ruhunuz var besbelli… Ne güzel…

  2. firkat demiş,

    Mart 31, 2006 4:21 pm

    biz (en çoğundan) de okuyoruz.

  3. cenkunal demiş,

    Nisan 2, 2006 2:05 pm

    Kardeş,hayal gücün gerçekten çok iyi.
    Güzel geliştiriyorsun olayı.
    Tebrikler…

  4. aynisafa demiş,

    Nisan 3, 2006 8:03 am

    Okutturuyor ama yorum yazdırmıyor.Öyle içim bir hoş kalakalıyorum. Abes duracak yorumlarsam ,hiç dokunmayayım diyorum.Bundandır yani. Mühürlemek felan…aman ha.Mahrum kalmak istemeyiz.

  5. Cihan demiş,

    Temmuz 19, 2007 7:51 pm

    Güzel bir çok parçalı kaos yazısı beyne sesleniyor. Alışıldık giriş gelime sonuç dışına garip bağlantılar ile çıkıyor. Betimlemeleri çok kullanarak okuru yazının içine çekmiş zaten saçmalığı örtende bu hikayedeki manzarayı bilen insanların manzaraya takılması.

Yorum Yapın