Harman yeri sürseler
Kaarim, günler günleri kovalıyor. Zaman, -ki en büyük nimetlerden biri o da- bize yaşadığımızı, diri olduğumuzu hatırlatmak istercesine coşkuyla akıyor kılcallarımızdan. Parmaklarımda, avcumda, ayamda takvimler görüyorum. Takvimde denizler… boğulmalar, dirilmeler, tekrar boğulmalar.
havalandı kâğıtlar.
odamda kıyamet var!
Kağıt gemi deyince içimiz bir hoş olur. Bükülürüz, ıslanırız. Öyle miyim ben kaarim şimdi? Takvim yapraklarından müteşekkil bir gemi mi oldum? Bugün doğan çocuklara verilen isim mi oldum?
Açıp biraz şiir okumalıyım biliyorum.
Örovizyon yarışmasına, Finlandiya’ya, Aziz Başkan’a, Danıştay saldırısının perde arkasındaki çeteye, 53 devlet üniversitesinin rektörüne, şoförler odasına, Suşehrililer derneğine, İzmir’de doğuluları kovan köylülere… yaşadığım ve yaşadığımız tüm şatafata… direnerek…
Şiirler okumalıyım bugün.
Istanbul dolmalıyım. Balık-ekmek kokmalıyım. Sinan gibi bakmalıyım şehrime; susayana su, kul olana kubbe olayım diye. Hüdayi gibi namaza koşmalıyım; en deli yağmurda.
Yapabilirim elbet. O isterse yollar açılmaz mı? Sular büklüm büklüm burulmaz mı?
Sıra sende İstanbul!
Senin siluetin işte, gökkuşağı saklı ellerimdeki.
Ve senin şiirlerin, başıboş esen, takvimlerimi dağıtan… dalgalı denizlerimdeki.
Mayıs 23, 2006 12:27 pm
Zulme karşı savaşabilirim
İnsan başı yalnız Tanrı önünde eğilecektir
Ebedi hakikat budur
Bunun için savaşırım ben
Bunun için kanım helal olsun
Şehrimin altına özgür Tanrı aşkını yazmak
İstanbul’u yeniden Tanrı şehri yapmak
Bunun için savaşırım ben
Servi için savaşırım çınar için savaşırım
Tozlanmamış gün doğuşu için
Yıldızlar geceleri yeniden görünsün diye
Tuz deniz damlasında gülsün
Çam denizle gülüşsün
Su tenimizle barışsın
Ruhumuzla ışısın diye
Savaşçıyım ben atalarım gibi
İstanbul için savaşırım
Bağdat’ın dervişlik ortağı
Şam’ın kılıç kardeşi
Olan İstanbul için
Benim güneşimden öteye kimse gidemez
Benim güneşimin üstüne doğmadığı hayat hayat değil
“Benim duvarımdan yüksek duvar haraptır”
Gerçek özgürlüktür kölelik değil Tanrı’ya kulluk
İstanbul olacak yine gerçek özgürlüğün türküsü
Kıyamete kadar söylenecek türkü…
Sezai Karakoç
(Alınyazısı Saati-İstanbul adlı şiirinden)
Mayıs 23, 2006 1:11 pm
evet karanlık “abuk”at icraatından sonraki halinizi görünce de böyle düşünmüştüm ben, mec de böyle derse diye.
şiir ya mec şiir. azıcık şiir, birazcık şarkı. hep dua. ama hep dua.