atlastan cepkenli yiğit mecmua


Çorum Kaloriferi

Yazı kategorisi: Potansiyel Enerji yazan: mecmua Haziran 24, 2006

Dün kanun dinliyordum kaarim. Bugün ne sence?

Hazır mısın, biteviye sürecek, ama sonunda fal bakacağımız dost hasbihâline?

Bugün kırların, bozkırların günü. Bugün yaylada otlayan büyükbaşların free-style günü. Bugün tarla belleyen anaların, dayıların terlerini silip, soğuk bir ayran içmeye hazırlandığı gün. Bugün portakal bahçelerinden kokular geliyor. Bugün bir değişik. Bugün bağlama çalıyor winamp’ler… Yollarda köylüler bir şeyler satıyorlar. Asfalt değil asfalta yapışmış çiçekler ağlıyor. İşçi Recep’in alın terini sömüren sarı kırmızı yıldızlar ağlıyor…

Seninle Anadolu yollarına çıkmak isterdim kaarim. Makine başında oturmaktan sıkılmadın mı? Bu bilgisayar dediğin şey var mıydı eskiden? Hem eskiden kaşık mı vardı? İnsanlar kaşıkla oynamayı nasıl icad ettiler? Biz o köçeklere görünmeden arkadan dolanalım Anadolu’yu. Sevmem bilirsin şimdi düğün dernek vakıf federasyon Ali Şen şampiyon…

Bir benzinciye uğrayalım önce. Bonjour diye market varmış. Frençayzingle giriyormuş benzincilere. Ne oldu bizim bayatlamış Ülker çikolataları satan yol üstü bakkallarımıza. Ve bir inci kolyeyle mukabele ettiğimiz, kıymeti biçilmez lezzetlere. “Kaliteyi uzaklarda aramayın.” Evin önünde kalite, odamda, içimde, bağrımda.

Benzinler de çeşit çeşit olmuş kaarim. Eskiden mazot kullanırdık biz. Hatırlarsın. Su motoru devrinden bahsediyorum. Domates tarlalarında, patpat’ların sesinden kulaklarımızı tıkadığımız günleri ne de çabuk unuttun? Kiraz bahçelerine daldığımız günü hiç unutmuyorsun ama. Salatalık ebadında XL dutlara gönlümüzü kaptırdığımızı… Sarı karpuzun büyük çekirdeklerinin boğazımıza duruşunu…

Bu istasyonların altında büyük depolar varmış. Üstten pek bir şey gözükmüyor ama. Altı magmaya uzanıyormuş. Bir arkadaşım derdi ki, abi şu hayatta bir benzinci açmak istiyorum başka bir şey değil. Zaten doğuştan zengin olmaya odaklı (çözüm odaklı, amaç odaklı, süreç odaklı, oturma odaklı…) bir hayatı vardı, şaşırmıyordum. Benzinci açacaktı şehrin girişine. Orası para basacaktı, o da ihaleler kapacaktı, devlete binalar yapacaktı. Mimar oldu sonunda. Hızlı yaşıyordu. Arkadaş olmamız da ayrılmamız da hızlı oldu. Bir gün Veli Göçer gibi manşet olur diye hep korkmaktayım.

Ağzımız kurudu, dur bir gazoz içelim bari kaarim. Yerel gazoz içelim derdi şimdi Şofer olsaydı. Yok Zafer gazozuymuş, yok bi şeymiş. Al sana en ucuzundan Sen-Sun. Ya da mineral dolu bir Akmina. Ya da evet Sarıkız, Beypazarı, Kuzuluk…

Şofer’le araba muhabbetlerinden pek hoşlanmayız dedim mi? Torpido gözü, lastik, kaç yakıyor, depoyu fulledim, su vurdur buna, iç yıkama, sınıfının en bi şeyi, çekiş, yol tutuş, otomatik klima… Bu lafları duyuyunca kaçıveriyoruz hemen. Evet, torpido gözü güzeldir diyoruz. Güzel gözlü, al yanaklı, gül dudaklı torpido diyoruz. Klima deyince en samimi ve en içten Çorum Kaloriferi deyiveriyorum ben. Ondan sonrasını bilmiyorum. Şömine gibi ısıtırdı, soğuk kış gecelerinde başına kurulurduk. Fındık, fıstık, Çorum leblebisi bir de İskilipli Âtıf Hoca. “Kelebekler sonsuz uçar” ya.

Biz seninle kırlara, bozkırlara uçalım. Dedik ya bugün onların günü.
Bir kayanın başında öten iki kekliğiz bugün. Bağlama çalıyor Ali’ler, Hasan’lar, Hüseyin’ler.

Sen aklıma gelirken, susuz kalıyorum ben. Gölgem içiyor tüm denizlerimi. Okyanus derinliğindeki gözlerine dalıyorum, batmak ve boğulmak bilmeden.

Hâl iledir işte, kâl ile olmaz.
Bu sıcaklık, Çorum kaloriferi iledir, klima ile olmaz.

Evet, kanun dinlemeyi de kestim. Sırada kanun hükmünde bağlama var.

Yorum Yapın