Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül!
Kanun’a geri döndüm. Olmuyor işte. “Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım” derken notalar, bırakıp gidemiyorum ruhuma yer eden ferahlığını.
Yine kanundayım, yine sendeyim.
Yine dualarımın sonundayım.
Yazın en sıcak günleri eteklerimden dökülüyor kaarim. Cennetimi inşâ ederken ben, belediye dozerleri giriyor sokağıma. Kaçak cennet dikemeyeceğimi söylüyorlar. Yakarım bu şehri diyorum! Yakarım bu gezegeni, evrensel kümeyi, tümleyeni!
Dinlemiyor Abbasi hâlifelerinin torunu sandığım dozer ustası. Bir darbeyle indiriyor cennetimin temellerini yere. Yerlere güller fışkırıyor patlayan kolonlarımdan. Göz gözü görmez oluyor. Gül maskesi dağıtıyorlar nefes alabilelim diye.
Oysa ben “gül solunumu” yapmayı biliyorum. Akciğer solunumunun yanında ne ki diyorum ey gül’e naz yapan insanlar! Canciğer, gülciğer değil miyiz hepimiz?
Bana başkanı bağlayın, reisi getirin. Görsün güllerimi kanattığınızı. Görsün canımı acıttığınızı.
Kanun’un sesi, gül kokusuna karışıyor. O da gözyaşına… Bir baş dönmesi bende artık.
“Andım yine seni, her şey yâdımdan silindi!”
Ama birden yeni bir cennet yükseliyor gözyaşlarımın düştüğü uçlardan. Güller İstiklâl Marşı dinliyormuş gibi hazırola geçiyor. Dozer ve ustası güle dönüşüyor. Abbasi hâlifeleri gülüyor bize.
Cennetimin ortasında gül suyuna banılmış ceset oluyorum.
Ötelerden otopsi raporumu bekliyorum.
Temmuz 7, 2006 3:10 pm
Gülleri başucuna koysunlar,gassalın elinde uzasın dal uçları..eyvallah…
Andım yine seni,herşey yadımdan silindi…
Ekim 21, 2006 2:07 pm
abi süper yaaa helallll