Somewhere New
Başka bir yer. Tuttuğum otların, tutam tutam saçlarına dönüştüğü. Toprağın neminde şâirlerin gezdiği. Gelenlerin göz yaşıyla yunmuş bir medeniyetten bahsettiği. Bu hayat, dua dolu bir hayattan başka ne olmalıydı ki. Bu yer, cennetten başka neresi olmalıydı ki.
Yeni bir yer. Otoyol kenarına park etmiş bir Murat 131′e gel gidelim demek gibi. Gel gidelim hocam, bizi yeni duraklar bekliyor hadi. Hadi sağ şeritten basalım gaza. Camdan kollarımızı sarkıtalım. Bozuk teybimizde Özdemir Erdoğan çalsın hacım: “Baharda kuşlar gibi”.
Bu yer, Mekke olmalıydı. 7′de 7 yapmalıydım Minâ dağında. Köprüler uzanmalıydı bir sabahtan öbür sabaha. Bir şehirden öteki şehre şarkılar uzanmalıydı. Baktığım yerlerde ortancalar, güller ve nar çiçekleri…
Sen Medîne olmalıydın.
Veda tepesine ay doğdu; efendim geliyordu. Neden “ay” idi doğan, güneş değil de. Efendim, ışığını Rabbimden aldığından mı? O’nun elçisi olduğundan mı?
“Ay ne güzel görünüyor!”
Ay, sana gülüyor. Tıpkı bir yolculuktan döner gibi. Medîne’den… Otoyoldan bir küçük köye sapıp cemaatsiz bir camide akşam namazı kılar gibi.
Ay, susuz bir ikindide, yine tüm güzelliğiyle ışığın çekilmesini bekliyor ufkumda. Işık, kepenkleri kapattığında, serin bir gölgeliğe götürecek ruhumu, şarkılarımı: “Besame Mucho”.
Ay, ne güzel dinliyor şarkılarımı.
“Gel gidelim hacım, bizi yeni duraklar bekliyor.”